Pudra kokunla hoşgeldin dünyama!

Bir tutam tarif...
Biraz gerçek hikaye içinde sen olan, ben olan, biz olan..
Ve birkaç resimden ibaret..

26 Eylül 2012 Çarşamba

Eylül ve akşam...

Yazın son akşamlarından bir tanesi...

Ay tepede; henüz dolunaya dönmedi, ilk dördün de değıl...:) Gülmemin nedeni Nagiş bana bir fal baktı, hep sorarız, e peki ne zaman ne zaman diye, sonra birbirimize deriz ki; ne zaman diye sormadığın zaman, ben de yine geçen sefer sordum; o da ilk defa bir tarih verdi, ilk dördünden sonra dolunaydan önce.. Allahtan Iphone var, aradık taradık tarih aralığı bile çıktı. 15-22 Ekim arası gelen gelecekmiş, Nagişim öyle dedi..:))))

Deniz iyot kokulu, George Dalaras fonda...Sanırım Xanarthis çalıyor..Vurgulu vırgulu, inişli çıkışlı, bazı şarkılarda dağ vardır, yukarı çıkarır sonra yere atar..

Gökyüzünde ay'ın altından belli;  Bodrum'a uçaklar uçuyor, bu havada baska nereye uçar ki? En çok İstanbul'dan Bodrum'a veya Bodrum'dan İstanbul'a uçmalı, tüm seferler iptal edilmeli zaten..

Ağaclar yeşil yeşil, adalar ışıl ışıl belli henuz kimse taşınmamış şehre,en basitinden Ahu Heybeli'de karşı sahilde...Yaz tarifesi hayata geçti geçecek, ada severler hâlâ İstanbul'a uzaktan el sallıyor, mücevher gibi parlıyor, Ekim olunca pırlantalar sararacak sanırım.. Eylül'un 25'i ; hâlâ etraftan kahkaha sesleri gelıyor, bır de "dinginlik" var... İstanbul Eylül'de güzel....Merve gibiler de soruyordur; acaba beni bu kış neler bekliyor diye, adetidir her mevsim dönüşünde sorar kendisine.. Bir de hesaplaşanlar var kendileriyle, ismi lazım değiller, acaba yine geçen mevsim neyi yanlış yaptım diye kimler girdi hayatıma kimleri gönderdim, kimler tutunamadı keşke tutunabilseydi ve yanmda olsaydı diye ya da amaannn  iyi ki olmamış diye.........


Bir de bunun erken sonbahar , yazdan kalma versiyonu vardı bende;
Ve yaz İstanbul'da hâlâ devam eder, denize en güzel Eylül'de girilir... İstanbul'un  vakti Eylül'dür... Babam da adımı "Eylül" koyacakmis aslinda...:) — Aynı yerde; Buyuk Klup sahil iskele'de.

Hiç yorum yok: